
İğneada'ya uzun yıllar önce gitmiştim ama bu kadar çok gezmemiştim.Şimdi içime araştırmacı gazeteci ruhu girdi sanırım, her yeri didik didik ediyorum :)

İğneada Istranca dağları ile muhteşem bir doğa harikası,ıssız ve bakir bir yer.Alışveriş yapacağınız çok fazla yer yok,yazlıkçılar daha gitmediği için Mayıs ayı oldukça sakindi.



İğneada'ya giderken sola doğru kıvrılan bir tabela göreceksiniz,sanırım 41km. uzaklıktaydı.Dupnisa Mağarasının yolu bol tozlu ve bozuk bir yol ama bence oraya kadar gitmişken hem kuru mağarayı hemde ıslak mağarayı mutlaka ziyaret edin. Yiyecekleriniz ve içecekleriniz yanınızdaysa güzel bir piknik yapabilirsiniz.



(Dupnisa Mağarası Kırklareli ilinin Demirköy ilçesinin Sarpdere Köyü sınırları içerisinde, köyün 5 - 6 km güneybatısında yer almaktadır ve Trakya'nın turizme açılmış tek mağarasıdır. Üç girişe sahip bir yeraltı sistemi olan mağaranın toplam uzunluğu 3200 m'dir. Girişten itibaren ilk 1000 m'si suludur. Mağaradan çıkan kaynak Türk-Bulgar sınırı olan Rezve Deresini oluşturmaktadır. Girişlerden birincisi Dupnisa Dolin girişidir. İkincisi kuru mağara olup iki ayrı girişle başlar. Kollardan biri 456 m, diğeri 363 m'dir. Üçüncü giriş Kız Mağarası olup 60 derecelik bir eğimle başlar. Mağaranın yan kolları fosil, ana sistemi aktiftir. İçinde boyutları 150x 60 m çapında bir salon vardır.Dupnisa (Дупница) Bulgarca'da delik anlamına gelmektedir.)
kaynak:vikipedi


Mağara içindeki dik merdivenler benim nefesimi kesti,bacaklarım iki gün tutmadı :) eee malum vücut şoka girdi..Hem bol oksijen hemde hareket beni kendime getirdi diyebilirim.

Mağara gezisi sonrası tekrar Istranca dağları arasında kaybolduk,yolda harika bir çeşme var ki mutlaka için diyorum..İçelim güzelleşelim espirisi yol boyu devam etti bizde.. Çeşmenin üzerinde ki güzellik suyu yazısı bizi çok güldürdü :) Tekirdağa yakın olmasından dolayı acaba akan "su" değil mi dedik ama :)) buz gibi suyu kana kana içtik..
İğneada oldukça güzel ve sessiz bir yer.Sahili harika , çok uzun bir kumsalı var.Deniz bizim şansımıza çarşaf gibiydi.Çocuklar suyun soğuk olmasına aldırmadan denize bile girdiler..


Biz yıldönümü nedeniyle kutlamalara devam ettiğimiz için :) İğneada Resort Hotel&Spa 'da kaldık.Oldukça şık ve hoş bir oteldi.Ama otelde kalmayalım derseniz de bir sürü alternatif var..
Hatta sezonluk kiralık evler çok ucuz ve denize çok yakın.Gidecek olanlar mutlaka netten araştırsın.
Longoz ormanlarını o kadar çok gezmek istiyordum ki en sonunda muradıma erdim.Gerçi çocukları havuzdan ve denizden çıkartmak pek zor oldu ama sonunda başardım.Bence İğneada 3 günlük bir gezi programı ile rahatlıkla gezilir.

Önce Otele ait faytonla Mert Gölüne gittik,daha sonra biz diğer gölleri de gezdik.En keyifli yolculuk ise Bulgaristan sınırına oldu.Askeriyeden izin alıp içeri girdik.Sınır öyle yakın ki şaşırdık.


Yerleşim hemen çok yakınımızdaymış .Askeri bölgeye iyiki girmişiz çünkü en güzel longoz(subasar) ormanlarını orada daha yakından görmüş oldum.Eğer yolunuz Beğendik mevkiine düşerse mutlaka uğrayın.(cep telefonlarının çekmediğini söylemek isterim)
Limanköyde çok hoş bir gün batımı manzarası var.Beğendik ve diğer köylerin sahilleri de gördüğüm kadarıyla çok güzel. Her yer cennetten bir köşe gibi.Ama tekrar çok sakin ve ıssız yerler olduğunu hatırlatırım :)



İğneada akşam çok sessizdi,biz otelde keyifli vakit geçirdik ama yaz aylarında sanırım çevre daha çok hareketlenir.Öğle yemeğimizi İğneada Restaurantta yedik,balığın en güzelini bulmanız mümkün.Tercihimizi lüferden yana kullandık ama Kalkan balığının da en tazesini bulmak mümkün. Fiyatlar çok ucuz değil ,normal sayılır.
Merkezdeki Rumeli Köftecisi enfes bir yer,arabada satılan köfteler pek leziz :)Dönüş için yanımıza köfte ekmek almayı unutmadık.
İstanbuldan çok fazla uzaklaşmadan hafta sonu kaçamağı yapmak için inanılmaz bir dinlence yeri.Aslında fazla ballandırarak anlatmak istemiyorum ,çünkü kalabalık ve fazla popüler olursa bu cazibesini kaybeder diye düşünüyorum...
Mutlu Hafta sonları....
Fotoğrafların devamı burada














